Kompozisyon Örnekleri - Kompozisyonlar

2008-01-08 10:12:00
KONU: "BAKARSANBAĞ, BAKMAZSAN DAĞ OLUK"
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, her şeyin beğenilir niteliklere sahip olması için bakımın gerekli olduğudur. özel eşyalarınıza bile dikkat ve bakım göstermediğiniz sürece onların harap olması pek doğaldır. Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Bakılmayan şeylerin harap olmaya mahkûm oluşları;
2 - Beğenilir ve göz alıcı durumda olmak için bakımın gerekliliği;
3 - Tutumlu insanların karakteri;
4 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Çoğu zaman elimizdekilerin kıymetini bilmeyiz. İlgisizlik ve kayıtsızlıkla onları harap olmaya terk ederiz. Sonra, darmadağın, perişan bir görünüm karşısında kaldığımız zaman da üzülür ve pişmanlık duyarız.
"Sahip olma" duygusu kuvvetli olan insanlar, ellerindekilerin kıymetini daima bilirler. Malını koruyabilmesi, insanı insan yapan özelliklerden biridir. Babadan kalma eski bir ev düşünelim; kayıtsızlığımıza kurban olduğu takdirde sonu viran olup yıkılmaktır. Böyle bir evi devamlı olarak onarır ve korursak, sonunda emeklerimizin karşılığı olan şirin ve güzel bir evle karşılaşırız. İnsan ilgisi, irade ve çabası, isterse çirkini güzel yapar. İlgisizlik ve ihmalinse, en üstün güzellikleri dahi yok edeceği unutulmamalıdır.
Elimizdekilerin kıymetini bilmeyi, onları korumayı, değerlendirmeyi, çocukluğumuzda öğrenmemiz gerekir. Bu öğrenim bizde kökleştiği, karakterimizin bir parçası olduğu zaman elimizin altında olan her şey iyiye, güzele, mükemmele ulaşacaktır."

----------------------------------------

KONU: "BAŞBAŞA VERMEYİNCE TAŞ YERİNDEN KALKMAZ.

Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; büyük işlerin başarılması, zorlukların yenilmesi için insanlar arasında birliğin gerekli olduğudur. özel ve sosyal hayatta birliğin sağladığı faydaları düşünerek şu şekilde bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Hayatta yalnız olan insanların başarı dereceleri;
2 - İnsanların her işte birlik olmalarının ve birbirlerine fikir danışmalarının faydalan;
3 - Konu ile ilgili örnekler verilebilir;
4 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanlar arasında birliğin ve dayanışmanın iş başarma ve mutlu olma yolunda gerekli olduğuna inanan atalarımız "Bir elin nesi; iki elin sesi" demişler. Hayatın zorlukları ve doğal olaylar karşısında tek insan âciz ve kudretsizdir; silinmeye mahkûmdur. Başkalarından uzaklaşan, yalnız kendilerine inanan insanların daima yenilgiye uğrayışları bu gerçeği ispatlamak için yeterlidir.
Yaşamak, zorlukları yenmek, başarı yolunda mesafe kazanabilmek için insanların birbirlerinin güçlerine, fikir ve düşüncelerine ihtiyaçları vardır. Birinin düşünce ve görüşlerinin tükendiği yerde, diğerinin zekâsı ve buluşları sonuca ulaşmada yararlı olabilir. Birlik olunan yerde ele alınan işlerin başarı yolları daha doğru ve sağlam olarak bulunabilir; çalışma düzeni daha sağlam bir şekilde kurulabilir. Fikir ve görüş çatışmaları dahi, gerçeğin ortaya çıkmasına yardım eder.
Bütün girişim ve atılımlarımızda, daima bizden daha tecrübeli olanların fikir ve görüşlerine, yardımlarına başvuralım. Birliğin güçlü ahenginden ayrılmayalım."

-------------------------------------------

KONU: “DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA, YOL ONUN ÜSTÜNDEN AŞAR”
Ana fikir: Aşılamayacak engel yoktur. Yolunu bilen her güçlüğü yener.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Bize ilk bakışta çok zor görünen işlere başladığımız zaman karşımıza çıkan engeller, hemen yılgınlığa kapılmamıza sebep olur; azmimiz yavaş yavaş kuvvetini kaybeder, dizlerimizin dermanı kesilir. Bir sonuç alamamanın verdiği manevî yorgunlukla çöker kalırız.
Azmin elinden kurtuluş olmaz derler. Pek doğru olan bu söz, hayat mücadelemizde asla vazgeçmeyeceğimiz bir kılavuz olmalıdır.
İnsan, davasına inanmalı, azmi hiçbir zaman elden bırakmamalıdır. Plânsız bir mücadele, insana hayal kırıklıklarından başka bir şey vermez. Her şeyde olduğu gibi hedefe ulaşmak için yapılan yol tayinlerinde de aklı ve mantığı kullanmak gerekir.
Engeller, azimli insanları başarı yolunda kamçılayan manevî güçlerdir. Bunlar ilk bakışta ne kadar korkunç görünürlerse görünsünler, sağlam bir mantığın, kuvvetli ve inanılmış bir davanın, çelik gibi bir irade ve bükülmez azmin hedefe ulaşmasını kös tekleyemezler. O halde, önce ne istediğimizi, ne yapmamız gerektiğini bilelim. Sonra, bilgi, irade, azim ve cesaretimize güvenelim. Başarı er geç bizim olacaktır."

--------------------------------------------

KONU: "DAMLAYA DAMLAYA GöL OLUR, DAMLACIKTAN SEL OLUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, tasarrufun insana büyük faydalar sağlayacağıdır. Buna göre, şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Tasarrufun tanımı;
2 - Tasarrufun insana sağlayacağı faydalar;
3 - Konuyla ilgili örnekler;
4 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Tasarruf, maddenin değerini bilme; onu yerinde ve zamanına göre kullanabilme, bir tedbir vasıtası olarak değerlendirebilme demektir. Hayatta maddî bunalımlara düşmemek için tasarrufa ihtiyaç vardır. Herkes gelirinin bir kısmını zorunlu yerlere harcadıktan sonra, geri kalan bölümünü, gelecekte düşebileceği kötü durumlar veya birtakım ideallerinin gerçekleşmesi için biriktirmelidir.
Tasarruf, meyvesini zamanla verir. Bugünden azar azar, karınca kararınca biriktirdiğimiz paralar bir gün bizi şaşırtan, bazı maddî arzularımızı gerçekleştirecek kadar büyük bir yekûn oluşturur. Tasarruf yapan herkes, sonunda böyle mutluluk verici bir sonuca kavuşur. Böylece, insanın isteklerine kavuşabilmesinin bir bakıma elinde olduğu anlaşılır. Tasarruf yapan kimseler tedbirli kimselerdir; önceden hazırlıklı oldukları için güç duruma düşmezler. Bir köşede birikmiş paraları, her zaman onların yardımcısı, desteği ve huzur kaynağıdır.
İnsanoğlu tasarrufa çocuklukta alışmalıdır. Kendi ihtiyaçlarını tasarruflarıyla almaya çalışan çocuklar, en güzel alışkanlıklardan birini elde etmiş olurlar. Tasarruf varlığın garantisidir."

--------------------------------------------

KONU: "DEVE BOYNUZ UMARKEN KULAKTAN OLMUŞ."
Ana fikir: Hakkından fazlasına tamah edenler ellerindekini de kaybederler.
öRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanda yükselmek, büyük başarılara ulaşmak için azim ve ihtiras olmalı; her yerde, her zaman hak için mücadele etmesini bilmeli. Ancak insan, ihtiraslarına hakim olmasını da öğrenmeli. Haktan ötesini istememeli. Lâyık olduğu hakka razı olmak, iyi yetişmiş, olgun ve erdemli insanların meziyetidir. Bazı insanların türlü felâketlere, kayıplara uğramalarının sebebi; aç gözlü olmaları, eldekiyle yetinmeyi bilmemeleridir. Bu insanlara hadlerini bilmeyenler de diyebiliriz. Çünkü, tok gözlü olmamanın kötü bir huy olduğunun farkında bile değillerdir. Bunlarda maddeye karşı tükenmez bir iştah vardır; doymak bilmeyen bir açgözlülükle gözleri daima yukarıda ve çoktadır. Hayatı bir çeşit kumar masası olarak kabul ederler. Daima daha fazla kazanmak için akıl ve mantık dışında hareket etmeyi bir alışkanlık haline getirirler. Tabii, şansları her zaman umdukları gibi yaver gitmez; çoğu kez, kazanacakları yerde ellerindekini kaybederler. Çok zaman farkına varmadan ihtiraslarını doyurmak için her şeye boyun eğerler. Sonunda zavallı ve yoksul bir duruma düşerler. Yanlış tutumları yüzünden kimse tarafından sevilip sayılmadıkları için yapayalnız kalırlar. Dostsuz ve sevgisiz kalmak kayıpların en büyüğüdür.
O halde, hayatımız boyunca birtakım zararlara, zor ve gülünç durumlara düşmemek için kanaatkar olmasını bilmeliyiz. Akla ve mantığa aldırmayıp, sadece ihtiraslarımızı doyurmak için kumar oynarcasına, gücümüz dışında yatırımlar yapmaya kalkışmak bize hayal kırıklığından başka bir şey kazandırmaz."

---------------------------------------------

KONU: "DÃ�LİM, GİYDİRİR BANA KİLİM."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamanızın amacı; gereksiz konuşmaların, gevezeliklerin insanı daima güç duruma soktuğu olmalıdır. Çevrenizde, gevezelikleriyle size bıkkınlık veren insanlar üzerinde düşünün. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
1 - Olaylar karşısında gereksiz konuşmaların, heyecansal
tepkilere dayanan çıkışların zararları;
2 - Sırasında, sükûtun altın değerinde olması;
3 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlunun çektiği dili belasıdır derler. Susmayı gerektiren yerlerde susmamak, olumlu olumsuz heyecan gösterileri yapmak, yerli yersiz müdahalelerde bulunmak birçok kayıplara sebep olur. "Söz gümüşse sükût altındır" derler. Her ne kadar insan altta kalmamak çabasında ise de, bazı durumlarda dilini tutabilmek, konuşmaktan çok daha değerli ve yerindedir. Bilhassa heyecan ve öfke anlarında zapt edilmesi gereken bir organdır dil. Küçük bir gevşeklik anı, onarılmaz hataların yapılmasına yol açar. Bir kere söylenilen söz geri alınmaz ve yaptığı hasar kolay kolay onarılamaz. İnsanın dilini tutabilmesi, bir bakıma iradesine hakim olabilmesi demektir. özel hayatımızda birtakım nedenler yüzünden haksızlıklara uğrayabilir, umulmadık durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Böyle durumlarda hemen paniğe kapılıp itibarımızı sarsmaktan, çevremizde olumsuz bir etki bırakmaktan sakınmalıyız. Gücümüzü heyecan tepkilerimizin ifadesi olan konuşmalara bağladığımız sürece hatalara ve yanılgılara uğramaktan, güç durumlara düşmekten kendimizi kurtaramayız.
Böyle, sonradan pişmanlık verecek güç durumlara düşmemek için, olaylara hâkim olabilecek bir olgunluğa ve irade kuvvetine sahip bulunmak gerekir. Heyecanlarımızı, tatminsizliklerimizi dışa vurmamak her zaman bizim lehimizedir. Çevrede itibar ve saygı gören insanlar, az, öz ve yerinde konuşan kimselerdir."

---------------------------------------------

KONU: "DEVEYİ YARDAN UÇURAN BİR TUTAM OTTUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamanızın amacı, kaprislerimizin ve küçük çıkarlarımızın bizi felâkete sürükleyebileceği olmalıdır. Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
1 - İnsan karakterinin zayıf yönleri;
2 - Birçok yıkımlara sebep olan kapris ve zaaflar;
3 - İradeli ve erdemli kimselerin kazancı;
4 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"İnsanoğlu bütün gücüne, kudretine ve iradesine rağmen zaman zaman yersiz isteklere ve zaaflara düşmekten kendini alı-koyamayan bir varlıktır. Ruhumuzun derinliklerinde, doldurulamayan nice boşluklar, karanlık taraflar vardır. İnsan, bunların pençesine düşmeye görsün; bir anda yanlış eğilimlerinin ve zaaflarının kurbanı olur. Küçük çıkarlarını tatmin etmek isterken çok büyük kayıplara uğrar. Toplum içindeki saygınlığını ve seçkin yerini kaybediverir. Basit çıkarları ve kaprisleri uğruna hayatları mahvolmuş nice insanlar vardır.
Hayatımızın her anında hislerimizin ve kaprislerimizin esiri olmaktan kurtulmak için aklın bilinçli kılavuzluğu altında eğitimin, iradenin ve vicdanın kurtarıcı ışığına sığınmalı, basit çıkarlara kapılarak hem kendimize hem de topluma zararlı olmaktan sakınmalıyız.
Sağlam karakterli, güçlü kişiler, olgun davranmaktan vazgeçmeyen, zayıf anlarının esiri olmayan insanlardır."

--------------------------------------------

KONU: "DEVLET, ADAMA AYAĞI İLE GELMEZ."
Ana fikir: Saadeti elde etmek için onu aramak ve elde etmek için çaba harcamak gerekir.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Ne kötü bir huyumuz vardır; elimizi şakağımıza dayayıp başımızı havaya kaldırarak mutlulukların hep gökten bir zembille inmesini bekleriz. Ağzımızda hep tekdüze ve alışılagelmiş yakarışlar: "Ah bir piyango çıksa da zengin olsam!", "Ah, bir arabam olsa!", "Ah, bir evim olsa!", "Ne olur sanki, müdürlük görevini bana verseler!", veya "Nerde o sınavı kazanacak şans bende?" v.s. Tabiî, zamanımız çaba harcamaktan çok hayal kurmak ve yakarışla geçtiğinden, özel yaşayışımızda pek az bir ilerleme kaydeder veya olduğumuz yerde duraklarız. Sonra, talihsizliklere ve kadere bir yüklenmedir başlar. Hani, Allah da çalışmayan, gerekli mücadeleyi yapmayan kulu kayırmaz. İnsan, bir mevki, bir mutluluk hayal ediyorsa, oturmaktan veya olur olmaz, akılsızca bir mücadeleye girişmeden önce, plânlı bir şekilde düşünmeli. Acaba kavuşmak istediği şey nasıl bir mücadeleyi gerektiriyor? Amaca ulaşmak için izlenecek yolu belirledikten sonra, ne kadar yorucu olursa olsun, hedefi bulmak ve erişmek mümkündür. "Azmin elinden bir şey kurtulmaz" sözü, bunu özlü bir şekilde ifade eder. Düşün, çalış, yıkılma, sonunda er geç isteğine ulaşırsın. Yeter ki, iste... Ama bütün gücünü harcama pahasına da olsa istemesini ve azmetmesini bil."

--------------------------------------------

KONU: "DİLSİZ DE OLSA KÂMİL BELLİ OLUR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı, olgun insanların dış görünüşlerinden belli olduğunu yansıtabilmektir. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Kâmil insanların kişilik ve özellikleri;
2 - Kâmil insanların çevredeki etkileri;
3 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Kültürlü, iyi eğitilmiş, olgun ve faziletli insanların kendilerine özgü bir havaları vardır. Görünüşlerinde sanki yaşadıkları yılların ve tecrübelerinin izlerini taşırlar. Akıllı, onurlu, saygıdeğer, ciddî ve anlayışlı davranışlarıyla toplumdaki yerlerini sessiz sedasız buluverirler. Varlıklarında, ruhen eğitilmiş olmanın davranışlara, bakışlara kazandırdığı bir incelik ve başkalık vardır. Böyle insanları nerede olsa ayırabilmek mümkündür. Gereksiz ve kaba davranışlardan, asabîlikten, dengesizlikten, heyecanlardan uzaktırlar. Ruhî asaletleri onlara ağırbaşlı bir görünüm kazandırır. Konuşmaları ve davranışlarıyla kişiliklerini kabul ettirirler.
Demek oluyor ki, kâmil insan olma yolunda gösterdiğimiz çabalar, sonunda bizi.üstün kişilikli, saygıdeğer bir varlık haline getirir. Bu da en büyük kazançtır."

-------------------------------------------

KONU: "DOSTUNATTIĞI TAŞ, BAŞ YARMAZ."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; dostlarımızın, bizim iyiliğimizi isteyen ve bunun için çalışan yakınlarımız olduklarıdır. Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Dostluğun anlamı ve insan hayatındaki önemi;
2 - Dostlarımızın bizim iyiliğimiz yolunda gösterdikleri çabalar;
3 - Dostlarımıza karşı inancımız;
4 - Sonuç.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Dost, kötü günlerimizde teselli ve şefkatine sığındığımız, mutluluklarımızı paylaştığımız, ruhumuzun bütün sırlarını rahatlıkla açıklayabildiğimiz insandır. O, en fazla ihtiyaç duyduğumuz vazgeçilmez, kutsal bir varlıktır. Başımız darda kaldığı zaman koştuğumuz ilk yer onun kapısıdır. O, bizi tamamlayan parçamız, devamımız demektir; onu kendimizden ayıramayız. Dostumuz bizi en az kendimiz kadar kayırır. Vefakâr ve fedakârdır.
Gönlümüzde ve düşüncelerimizde büyük bir yer kaplayan dostumuz, daima bizim iyiliğimizi ister. Başarılarımızı alkışlar, kötü bir davranışta bulunduğumuz zaman bizi uyarır, doğru olanı gösterir. İyiliklerimizi över, kusurlarımızı gidermeye çalışır. Ona olan inancımız sonsuzdur. Bu yüzden yüzümüze vurduğu gerçekler ne kadar acı olsa, bizi incitmez. Hatalarımızı onarmaya, yanlışlarımızı düzeltmeye yöneltir. Onun ışık tutan, tesellî eden varlığı; bizi mükemmelliğe eriştirmek için tenkit eden kılavuzluğu sayesinde kötülükleri yenmeye çalışırız. Ona karşı duyduğumuz saygı, derin ve samimi inanç bizi moral çöküntüsünden kurtarır. Dolayısıyla, onun gösterdiği yol bizi başarısızlığa değil, başarıya, mutsuzluğa değil, mutluluğa götürür.
İyi niyeti, sevgiyi ve inancı hissetmek bizi güçlü kılar. Temenni edelim ki, bunun kaynağı olan dostlarımız eksik olmasın:"

-------------------------------------------

KONU: "DUVARI NEM, İNSANI GAM YIKAR."
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; gereksiz üzüntülerin, tasaların insanı bir gün mahvedeceğini yansıtmak olmalıdır. Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Duvar ve nem, zarar ilişkisi yönünden incelenir;
2 - Gamın ne olduğu açıklanır;
3 - İnsan ve gam, zarar ilişkisi yönünden incelenir.
4 - Mutlu olmak için umutlu olmanın gerekliliği üzerinde duru-
lur.
5 - Fikir ve görüşler derlenerek sonuca varılır.

öRNEK ÇALIŞMA:
Kolay kolay yıkılmaz etkisi bırakan kalın, güçlü duvarlar vardır; devamlı rutubet ve nem sinsi sinsi içine işledi mi artık o duvar yıkılmaya ve çökmeye mahkûmdur. Gam denilen gereksiz tasa ve üzüntüyü de, sinsi sinsi insan vücudunu mahvetme niteliğiyle neme benzetebiliriz. Gerçekten, karamsarlıkların tümü demek olan gam, insan ruhuna bir kere yerleşti mi, yavaş yavaş kök salmaya ve bedeni hâkimiyeti altına almaya başlar. Devamlı üzüntü ve ruhî mutsuzluk insan sağlığını mahveder; onarılmaz moral çöküntüleri yaratır. Böyle bir ruh, birçok bedensel hastalığın temelini oluşturur. Bu durumda insan yaşama gücünü kaybeder, hayattan yavaş yavaş uzaklaşır. Ve sonunda, sinsi sinsi, içten içten yıpranan, çürüyen bir vücut halinde hayatiyetini kaybeder.
Bu dünyada her şey geçicidir. Bütün karamsarlıklar yersizdir. Kara günlerin ve sıkıntıların sonu aydınlıktır. Olaylar karşısında hiçbir zaman ümitsizliğe, karamsarlığa, bunalıma düşmemeli; ruhumuzu bir karamsarlık ve üzüntü çölü haline getirmemeliyiz. Ümidini kaybetmeyen insanlar mutluluğa hak kazanırlar."

-------------------------------------------

KONU: "DÜŞMAN KARINCA OLSA, KENDİNİ MERDANE TUT.
Ana fikir: Düşman ne kadar zayıf olursa olsun küçümsenmemelidir.
öRNEK ÇALIŞMA:
"Ne kadar güçlü ve mükemmel bir insan olursak olalım, tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamak gerekir. Çünkü, yakınımızda veya uzağımızda bizi çekemeyenler, kuyumuzu kazmak isteyenler olacaktır. İyilerin ardında uğursuz bir gölge g.b. sinsi kötülerin var oluşu, dünyanın olağan hallerinden ve insanlığın kaderindendir. Çabalarımız, ideallerimiz ve düşüncelerimizle bunu değiştiremeyiz.
Hayatta başarılı insan olabilmek için her tür şanssızlığı, aksiliği hesaplamalı, her şeyi akıl terazimizde ölçüp tartmalı, çevreye karşı daima uyanık durmalıyız. Ne kadar iyi olursa olsun hiç kimse, "benim düşmanım yoktur" diye övünemez. Sinsi emellerin, kara niyetlerin barınağı çok zaman kesinlikle saptanamaz. Ayrıca, kendi seviye ve kuvvetimizin aşağısında olan düşmanlarımızı küçümsememek gerekir. Düşmanın ve iftiranın büyüğü küçüğü olmaz; insanı olmadık yerlerde, olmadık zamanlarda güç durumda bırakabilir. O halde, başarı ve mutluluk yolunda sağlam ve azimli adımlarla ilerlerken, gözlerimizi ideallerin ışığı kamaştırmamalı; ilerlediğimiz yola ve yoldakilere dikkat etmek, başkalarının bizi ezmelerine hiçbir şekilde fırsat vermemek başlıca prensibimiz olmalıdır. Kuşkulandığımız ufak bir hareket, söz veya kişi karşısında düşünmeli, tedbirli olmanın yollarını aramalıyız."

660
0
0
Yorum Yaz