Psikolojide Yaklaşımlar, Psikoloji, ÖdevAra, Ödevİndir, Ödev Sit
Bilişsel yaklaşım
Bilgiyi işleme kuramı anlamalı sözel öğrenmede içsel, bilişsel
süreçleri anlamaya ve tanımlamaya odaklaşmıştır. Bu kuram iki temel öge
üzerinde durur. Bunları duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun
süreli belleği içeren yapılar ve kodlama, tekrarlama, geri getirme gibi
bilişsel süreçlerdir.
Çevre bilgi işleme sisteminde girdi kaynağıdır. Görme, işitme, koklama,
tatma ve hissetme gibi alıcılar duyusal sistemlerdir. Bunlar, çevre ve
organizma arasında fiziksel işbirliği sağlarlar. Bilgi alıcılardan
duyusal kayıda girer, uyarıcı kısa bir an için depolanır. Duyusal
kayıttan dikkat ve algı süreçleri ile alınan bilgi kısa süreli belleğe
geçer. Kısa süreli bellek veya çalışan bellek 7±2 birimlik bilgiyi
ortalama 20-30 saniye tutar. Kısa süreli belleğin kapasitesi ve süresi
gruplama ve tekrar süreçleri ile artırılır. Bilgi kısa süreli bellekte
işlenerek uzun süreli belleğe geçirilir. İşlenmeyen bilgi kaybolur.
Uzun süreli belleğe ulaşan bilgi anısal, kavramsal ve işlemsel bellekte
depolanır. Bilgi uzun süreli bellekten geri getirme süreçleri yoluyla
kısa süreli belleğe getirilir. Kısa süreli bellekten tepki üreticilere
gönderilen bilgi buradan vericilere gider ve böylece birey performans
gösterir.
Tüm bu süreçlere yürütücü kontrol tarafından rehberlik ve kontrol
sağlanır. Bu çalışma, son yıllarda giderek önem kazanan bilişsel
öğrenme yaklaşımlarından bilgiyi işleme kuramını incelemeyi
amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler; DUYUSAL KAYIT, KISA-SÜRELİ BELLEK,
uzun-süreli bellek, unutma, geri getirme, yürütücü biliş.
1. GİRİŞ
Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda
düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları
öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve
tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir
problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak,
1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve geri
getirme gibi bilişsel süreçleri incelerler.
Öğrenmeyi bilişsel açıdan inceleyen kuramlardan biri olan bilgiyi
işleme kuramı, insan öğrenmesinde öğrenme sürecini bilgisayara
benzetmektedir. İnsan zihni bilgiyi alır, işler, biçim ve içeriğini
değiştirir, depolar, gerektiği zaman geri getirir ve tepkiler üretir.
Bir başka söylemle, süreç bilgiyi bir araya getirir, kodlar, bilgiyi
korur ya da depolar ve gerektiği zaman geri getirir. Tüm süreç
bilgisayarda "program" bireylerde ise "yürütücü kontrol" tarafından
denetlenmektedir (Woolfolk,1997).
Bilgisayar, yapılması çok güç durumlarda üstün performans gösterir ve
karmaşık problemleri büyük bir hızla çözer. Ancak insanın zihinsel
yetenekleri bilgisayardan çok daha yetkindir. Örneğin; küçük bir çocuk,
karşısındaki insanın duygularını anlayabilir ya da bir yetişkin daha
önce hiç karşılaşmadığı bir problemi çözebilir. Bilgisayarların yetkin
bellekleri ve büyük hızları olmasına karşın, insan zihninin bilgiyi
anlama ve işleme yeteneğine ulaşması pek olası görünmemektedir
(Slavin,1988 ).
Bilgiyi işleme kuramı temel olarak şu dört soruyu yanıtlamaya çalışır (Senemoğlu,1997; 270 ):
1. Yeni bilgi dışardan nasıl alınmaktadır?.
2. Alınan yeni bilgi nasıl işlenmektedir?.
3. Bilgi uzun süreli nasıl depolanmaktadır?.
4. Depolanan bilgi nasıl geriye getirilip hatırlanmaktadır ?.
Bilgiyi işleme kuramı iki temel öğe üzerinde durmaktadır. Birincisi üç
yapıdan oluşur; duyusal kayıt, kısa süreli bellek / çalışan bellek ve
uzun süreli bellektir. İkincisi ise bilişsel süreçleri içerir. Bunlar
içsel, zihinsel eylemlerdir ve bilginin bir yapıdan diğerine geçişini
sağlarlar.
Birey her an çevresinden gelen uyarıcıların etkisi altındadır. Rüzgarın
sesi, güneşin pırıltısı, egzoz dumanı, çiçeğin kokusu, yemeğin tadı
gibi. Derslikte bir öğrenciyi düşünürsek, öğretmenin sesi, tepegöz
saydamından tahtaya yansıyan yazılar, kitaptaki şema ve yazılar, diğer
öğrencilerin fısıltıları, dışarıdan gelen sesler, sandalyeden gelen
uyarıcı onu bombardımana tutar. Başka bir söylemle, dünya bilgi
doludur. Sesler, kokular, tatlar, şekiller, sözcükler ve müzikle. Tüm
bu uyarıcılar bilgiyi işleme sürecini başlatır.
Bilgiyi işleme kuramının birinci adımı bireyin duyu organları yolu ile
çevreden gelen uyarıcıları alması ile başlar. Duyusal kayıda gelen
bilgilerin çoğu atılır ve bir kısmı da çok kısa bir süre tutularak
algılanır ve tanınır. Duyular dikkat ve algı süreçleri aracılığı ile
kısa süreli belleğe geçirilir. Depolama yetikliği çok sınırlı olan kısa
süreli bellek aynı zamanda çalışan bellektir. Çünkü burada bilgi
etkindir ve işlenir. Bilgi bazı süreçlerin yardımı ile uzun süreli
belleğe geçer. Kimi psikologlar bilginin uzun süreli bellekte asla
kaybolmadığına inanarak, geri getirilememesinin bilginin yanlış
yerleştirilmesine bağlamaktadırlar (Woolfolk, 1993). Bilgi, gereksinim
olduğunda uzun süreli bellekten araştırılır ve geri getirilir. Bu işlem
bazen bilinçli olarak yapılır, bazen de otomatik olarak.
Uzun süreli bellekteki bilgi, kısa süreli bellekten gelen bilgi ile
birleşir. E.Gagne (1985) uzun süreli belleği, çalışan belleğin
tezgahında bir görevi tamamlayarak hazır hale getirilen,
araç-gereçlerle dolu çok büyük bir rafa benzetmektedir. Raf (uzun
süreli bellek ) inanılmaz boyutta olduğu için aranılanı hızla bulmak
zor olabilir. Tezgah (çalışan bellek) küçük olmasına karşın herhangi
bir şey hemen oradadır, ancak tezgah dolduğu zaman bilgi kaybolur (Akt:
Woolfolk, 1993 ). Sistemin son elemanı yürütücü kontroldür. Yürütücü
kontrol tüm sisteme rehberlik ve yönetim görevini yüklenmiştir.